

Ben ise Fenerbahçeli doğdum ve kanarya kaldım. Gençliğimde spor yazarı olarak nice sarı lacivertli yabancı hocaları tanıdım. Fenerbahçe muhabiri olarak zamanında Brezilyalı efsane Didi ile adeta yapışık yaşadım. Keza Macar asıllı Avusturyalı İgnace Molnar’ı Yugoslav ekolünden teknik direktörler Todor Veselinoviç, Abdullah Gegiç, Traian İonescu, Tomislav Kaloperoviç, Branko Stankoviç, Hırvat Otto Bariç, Hollandalı Guus Hidding, Çek Zdenek Zeman, Alman Christoph Daum, Brezilyalı Carlos Alberto Pereira, Zico, Vitor Pereira ve Jorge Jesus.
Bu futbol adamları Fenerbahçe takımını çalıştırdı, kimi başarılı oldu, kupalar kazandırdı, kimi kötü sonuçlar alarak kulübe erken veda etmek zorunda kaldı. Ama her biri Anadolu yakasının efsane kulübünü layıkıyla temsil etti, sonra bavulunu alıp ülkesine döndü.
Bir Fenerbahçeli olarak önceki gece Mustafa Kemal Atatürk Stadı’nda yaşananlardan utancımdan yeri dibine geçtim. Zaten İngilizler’in ‘Special One’ (Özel Biri) olarak tanıttığı ve artık futbol birikimini tüketince, Türkiye’den aldığı astronomik teklifi havada kapan Jose Mourinho’nun, Galatasaray’ın hocası Okan Buruk’a yaptığı çılgın ve terbiyesizce hareket gerçekten midemi bulandırdı.
Ne demek, arkadan sinsice yaklaşıp rakip antrenörün burnunu sıkmak. Allahtan yanında İnfan Can Kahveci vardı da bir anda şaşkınlığını atlatıp hocasına hakim oldu ve olay yerinden uzaklaştırdı. Ekran başında kulaklarım kızardı, ağzım kurudu ve tansiyonum çıktı.
Bu onun ilk vukuatı değil. İspanya’da, İngiltere’de, İtalya’da da buna benzer spora, centilmenliğe yakışmayan hareketler yapıp güya gündemde kalmayı amaçlıyordu. Bence bu pekala bir taciz sayılabilirdi. Yaptığı çok çirkin hareket sonrası kırmızı kart gördüğü için basın toplantısına kurallar gereği katılamadı. Mourinho ağzında sakız çiğneyerek, soyunma odasından umursuzca çıkıp, pişkin pişkin dışarıya yürümesi de taraftarları ve biz izleyicileri öfkelendirdi.
Taraftarlar kadar yöneticileri ve futbolcu öğrencilerini küçük düşüren ‘Özel Biri’nin kafasında bence tazminatını kapıp bir an önce Türkiye’den tüymek var. Yani bence kasıtlı planlanmış bir eylemdi. Artık güle güle ‘Özel Biri’ olmayan Portekizli.
Ben ise Fenerbahçeli doğdum ve kanarya kaldım. Gençliğimde spor yazarı olarak nice sarı lacivertli yabancı hocaları tanıdım. Fenerbahçe muhabiri olarak zamanında Brezilyalı efsane Didi ile adeta yapışık yaşadım. Keza Macar asıllı Avusturyalı İgnace Molnar’ı Yugoslav ekolünden teknik direktörler Todor Veselinoviç, Abdullah Gegiç, Traian İonescu, Tomislav Kaloperoviç, Branko Stankoviç, Hırvat Otto Bariç, Hollandalı Guus Hidding, Çek Zdenek Zeman, Alman Christoph Daum, Brezilyalı Carlos Alberto Pereira, Zico, Vitor Pereira ve Jorge Jesus.
Bu futbol adamları Fenerbahçe takımını çalıştırdı, kimi başarılı oldu, kupalar kazandırdı, kimi kötü sonuçlar alarak kulübe erken veda etmek zorunda kaldı. Ama her biri Anadolu yakasının efsane kulübünü layıkıyla temsil etti, sonra bavulunu alıp ülkesine döndü.
Bir Fenerbahçeli olarak önceki gece Mustafa Kemal Atatürk Stadı’nda yaşananlardan utancımdan yeri dibine geçtim. Zaten İngilizler’in ‘Special One’ (Özel Biri) olarak tanıttığı ve artık futbol birikimini tüketince, Türkiye’den aldığı astronomik teklifi havada kapan Jose Mourinho’nun, Galatasaray’ın hocası Okan Buruk’a yaptığı çılgın ve terbiyesizce hareket gerçekten midemi bulandırdı.
Ne demek, arkadan sinsice yaklaşıp rakip antrenörün burnunu sıkmak. Allahtan yanında İnfan Can Kahveci vardı da bir anda şaşkınlığını atlatıp hocasına hakim oldu ve olay yerinden uzaklaştırdı. Ekran başında kulaklarım kızardı, ağzım kurudu ve tansiyonum çıktı.
Bu onun ilk vukuatı değil. İspanya’da, İngiltere’de, İtalya’da da buna benzer spora, centilmenliğe yakışmayan hareketler yapıp güya gündemde kalmayı amaçlıyordu. Bence bu pekala bir taciz sayılabilirdi. Yaptığı çok çirkin hareket sonrası kırmızı kart gördüğü için basın toplantısına kurallar gereği katılamadı. Mourinho ağzında sakız çiğneyerek, soyunma odasından umursuzca çıkıp, pişkin pişkin dışarıya yürümesi de taraftarları ve biz izleyicileri öfkelendirdi.
Taraftarlar kadar yöneticileri ve futbolcu öğrencilerini küçük düşüren ‘Özel Biri’nin kafasında bence tazminatını kapıp bir an önce Türkiye’den tüymek var. Yani bence kasıtlı planlanmış bir eylemdi. Artık güle güle ‘Özel Biri’ olmayan Portekizli.