Spor yazarlarından Beşiktaş-Galatasaray değerlendirmeleri
Süper Lig'in 9. haftasında Beşiktaş, Galatasaray'ı Vodafone Park'ta 1-0 mağlup etti. Spor yazarları zorlu derbiyi değerlendirdi...
Haberin Devamı
/

UĞUR MELEKE: FATİH TERİM EZBERLERİNDEN VAZGEÇMELİ (HÜRRİYET)Solskjaer’in Manchester United’ını herhalde göz ucuyla da olsa takip ediyorsunuzdur. Beşiktaş’a oldukça benzetiyorum bu yılki çizgilerini. Manchester ekibi bu sezon geride kapanan zayıf rakiplerine genelde üstünlük kuramazken, en iyi oyunlarını ligin zirvesindeki Chelsea, Leicester ve Liverpool’a karşı ortaya koydu.Sebebi basit: Kaliteli oyuncuları sayılı. Ön tarafları James, Rashford, Martial gibi koşuculardan oluşuyor. Topu rakibe bırakabildikleri maçlarda başarılı oluyorlar tabiatıyla. Beşiktaş’ın da bu sezon Ankaragücü’ne karşı yokları oynayıp, Alanya ve Galatasaray’ı yenmesinin temelinde biraz bu var: Alanya ve Galatasaray topa sahip olmak isteyip, arkada boşluk veren takımlar.Beşiktaş Alanya’ya karşı şutlarda 14-7, kornerlerde 8-4 geride olmasına rağmen kazandı maçı. Dün de Galatasaray’ın daha fazla topa sahip olduğu bir günde, daha verimli oynayan ve kazanan taraf oldu Beşiktaş.TERİM 'RESET' ATMALIGalatasaray’ın dün yüzde 60’a yakın topa sahip olup, bunu efektif bir oyuna çevirememesinin temelinde Terim’in iki kritik tercihinin de büyük rolü var: Birincisi, Real Madrid maçında çaba eksikliği nedeniyle taraftar tarafından doğal olarak ıslıklanan Belhanda’yı, patronaj gösterisi uğruna 11’e koyması... Belhanda dün de çok farklı değildi.İkincisi de, Nzonzi-Selçuk-Seri-Lemina-Ömer-Belhanda’dan 3’ünü ilk 11’e muhakkak koyma yemini varmış gibi takım yapması. Oysa siz bu sezon 13 resmi maçın 7’sinde gol atamadıysanız, farklı düşünme zamanı gelmiş demektir çoktan. Ancelotti, 2013-14’te Real Madrid orta üçlüsüne Di Maria’yı monte etmişti mesela. Dün aynı saatlerde Pochettino’nun orta üçlüsünün solunda Dele Alli oynadı.Terim de bir süredir orta üçlüsüne Feghouli’yi monte edip, sağ açıkta gol şansı daha yüksek birini kullanabilirdi pekâlâ. Terim’in yarından tezi yok, bu sezonki ezberlerini unutup, takımına bir ‘reset atma’ zamanı geldi gibi.
/

ŞANSAL BÜYÜKA: HOŞ GELDİN BEŞİKTAŞ (MİLLİYET)Beşiktaş’a “Hoş geldin” diyorum. Beşiktaş gibi oynamayı, Şenol Güneş’li yıllar gibi parlamayı, “Kolu kanadı kırık olsa bile Kartallar gibi yüksek uçmayı” hatırladığı ve hatırlattığı için... Beşiktaş özellikle ikinci yarıdaki “insanüstü” mücadelesi ile bu maçı kazanmasa “futbolun adaleti” bile isyan ederdi. Beşiktaş, çok zor şartlarına, yedeğin yedeği oyuncularıyla başlamasına rağmen, ilk yarının son yarım saati dışındaki oyunu, mücadelesi, hırsı ve isteği ile “Anasının ak sütü” gibi bu galibiyeti hak etti.Galatasaray ilk on beş dakikada yatağını yorganını yadırgayan, huzursuz ve tedirgin olan “otel müşterisi” gibiydi. Ama bu kısa sürdü. İlk yarının sonuna kadar geçen yarım saatte oyun, atak, organizasyon ve istatistikler, her şey Galatasaray’dan yanaydı. Galatasaray baskılı görünmesine rağmen bu yarım saatlik bölümde “yalancı bahar” gibi kandırmaktan öteye geçemedi. Tamam, baskılı oynadı ama tehlike yaratamadı, pozisyon bulamadı. Son iki maçın hareketli adamı Andone “sıfır” çekti. Sol kanatta Babel, sakatlıkla boğuşan Gökhan karşısında bırakın şut atmayı “adımını” bile atamadı. İlk yarıda Vida’nın “uçana-kaçana” vurduğunu söylemeliyiz.İkinci yarı başladı, gözlerimize inanamadık. Müthiş bir baskı, müthiş bir iştah, her topu Galatasaraylı oyuncuların ayağından kapan bir anlayış ve birbirinden tehlikeli ataklar... Nitekim ikinci yarının ilk beş dakikasında dört net gol pozisyonuna girdi Beşiktaş... Antrenman maçı oynasanız bu kadar kısa sürede bu kadar pozisyona giremezsiniz. Beşiktaş girdi... Hadi birincisinde Diaby’nin akıl dolu vuruşunda kaleci Muslera’nın hakkını teslim edelim. Ancak Umut Nayir arka arkaya üçü net fırsatı kullanamadı. Umut, “Allah’ın hakkı üçtür”e bir ekleme yapıp dördüncü pozisyonunda golü attı. Bu golde Caner’in ortasının hakkını da verelim.Beşiktaş savunmasında Roco, Rebocho maça, oyuna, Beşiktaş formasına henüz “yabancı” sayılsalar bile sırıtmadılar, açık vermediler, her topa müdahale ettiler. Gökhan, bu kadar ağır sakatlıktan sonra 85 dakika kaldığı oyunda Babel’e nefes aldırmadı, hatta topu bile göstermedi.Peki Galatasaray ne yaptı? Sadece ilk yarının son yarım saatinde vardı. O oyun diliminde bile tek gol pozisyonu bulamadı. İkinci yarıda Galatasaray sahada yoktu. Koca Galatasaray takımı bu... İkinci yarının başlangıcı ile birlikte bu kadar ağır bir baskıyı nasıl yer, bu kadar nasıl bocalar, nasıl olur da kendi yarı alanından çıkmakta bu kadar zorlanır, inanılır gibi değil...Fatih Hoca inat adamdır... Tribünler istedi diye Belhanda’yı kesmez ama Belhanda da bari kendine tanınan şansın hakkını verebilse, bir maç olsun Galatasaray seyircisini mahcup edebilse.... Adam ortada yok, kimbilir, belki de umrunda bile değil...Fatih Terim, kadro yapısından şikayetçi olup dertlense bile, kim ne derse desin Süper Lig’in en iyi kadrolarından biri Galatasaray’da... Ama bu kadro adının, aldığının, giydiği formanın hakkını veremiyor. Öyle bir kadro ki, kavga etmiyor, mücadele etmiyor, sanki teslim olmaya hazır bir “manga” gibi sahada dolaşıyor.Beşiktaş az-buz değil, çok ama çok hak ettiği, çok helalinden bir maç kazandı. Şartlar bu kadar kötüyken, takımın bu kadar eksikken, koca Galatasaray’a “sahayı dar ediyorsan”, bu galibiyet ananın ak sütü gibi helal olsun. Bazı galibiyetler vardır, galibiyetten ötedir. Beşiktaş öyle bir maç kazandı.Hoş geldin Beşiktaş... İyi ki geldin Beşiktaş...
Haberin Devamı
/

ALİ ECE: KARAKTER KOYMAK (FANATİK)İşler kötü giderse düzelmek adına yapabileceğin en değerli şey sahaya karakter koymaktır. Zaten bir derbide tam kadro da olsan, tarihinin en iyi oyuncuları da ilk 11’de olsa yine sahaya karakter koymadan kazanman mümkün değildir. Beşiktaş sahaya karakter koydu, belki birçok önemli eksiği vardı ama Galatasaray’ın eksiği daha büyüktü: Takım ruhu yoktu. Neredeyse hiç organize olamadı, 81’e kadar isabetli şut atamadı Sarı- Kırmızılılar. İlk 15’te özellikle o kadar kötü bir Galatasaray vardı ki Beşiktaş’ın Tudor yönetimindeki Galatasaray’ı 3-0 yendiği maçtan bile daha kötü başladılar maça. Beşiktaş’ın ilk 11’inde tarihinin en yetenekli oyuncularının olmaması, Galatasaray’ı uzun süre en azından skor olarak sahada tuttu. Birçok pozisyonda Umut Nayır’ın yeteneği yetmedi ama skoru belirleyen golde sahaya vücut ve ruhunun yüzde 101’ini vermesinin karşılığını aldı. Galatasaray’da Muslera hariç değil yüzde 100’ünü veren, yüzde 50’sini bile veren çok az oyuncu vardı.
/

ERCAN GÜVEN: TERİM'E KIRMIZI, AVCI'YA SARI KART (MİLLİYET)İstifası cebinde Abdullah Avcı ile “tartışılmazdan” tartışılan hoca haline gelmiş Fatih Terim’den beklenen “derbiye zeka koymaları”, net ve işe yarar tercihler yapmaları, oyuna değil sezona imza atmalarıydı değil mi?Bir şeyler olacaktı maçta, çıldıracaktık, dehşete düşecektik.Adı üstünde “dev derbiydi”! İri bir olay bekliyorduk maçta!Derbi büyüktü, ama onu küçültenler vardı.Terim ile Avcı.Saçma sapan bir mücadele düştü hissemize. Yetmiş dakika saçmalık. Evet, Beşiktaş kazanmış olsa da saçmalık.Dokuzuncu hafta, apaçık bir yol ayrımındaydı hocaların ikisi de...Tepe üstü giden Galatasaray’ın hocasına karşı tüm kredisini yitiren ve bir yönetimi perişan edip ikinci yönetimi riske eden Avcı’nın maçıydı.Siz bir kulübe katkısı gördünüz mü derbide? Vasat, sarsak ve tatsız bir Beşiktaş baskısıyla, ayağa oynayarak galebe çalmaya çalışan bir Galatasaray; O kadar. İkinci yarı yaradana sığınıp saldıran futbolcular.Bu tatsızlık mıdır futbolun zirvesi?Biraz paranoyak olsak kirli bir ittifak var diyeceğiz sahadakine. Sanki sahaya yenmemek üzere çıkmışlar.Amatör maçta olsa bırakıp gideceğiniz bir ilk devre vardı trafiği kilitleyen, gündemi değiştiren, futbolseverleri parasıyla, zamanıyla, sevgisiyle köle edene derbide.Bu bir plansız futboldur. Sadece oynayanların yeteneklerine bırakılmış, kurgulanmamış bir oyun. Hocalar olmasa belki daha iyi oynanır açıkçası.İlk devre itibarıyla “bırakıp gitsin” demek lazım iki hocaya da.Resmen narkozcu olmuşlar...Belhanda ne yapacakmış, Ljajiç niye oynatılmamış. Burak ve Falcao olsa görürmüşüz maçı!Açık konuşmak lazım, tümü bahane...Fenerbahçe üstüne koyarak geliyor, Beşiktaş ile Galatasaray düştükçe düşüyor. Sorumlusu kim? Ne başkanlar, ne medya... Kartlar bende olsa sarıyı Avcı’ya kırmızıyı Terim’e çıkarır, derbide tribünleri dolduran on binlerden özür diler paralarını iade ederdim.Ben maçta ne savunma ne de hücum adına bir hat ve organizasyon görmedim. Saha boyunca yayılmış futbolcuların kişisel mücadelelerinden başka bir şey yoktu ortada. Bu kadar insansız yeşil alan ancak Belgrat Ormanlarında olur!Role o kadar kapıldılar ki futbolcular, zaman zaman gerçekten oynuyormuş gibi yaptılar. Mücadele edermiş gibi göründüler. Hatta tartıştılar.Abdullah Avcı ile Fatih Terim bu sınavda kaldılar. Kişisel mücadelelerinde yenmiş veya yenilmiş olabilirler ama futbola karşı yenildiler.İkinci yarıda biraz futbol var...Ama Beşiktaş’ın galibiyet golü Avcı’nın süresini uzatarak sadece Beşiktaş’a zaman ve fırsat kaybettirir.Bu derbinin galibi Beşiktaş değildir. Galatasaray hiç değil. İki dev takım, biri galip gelerek öbürü mağlup olarak kaybettiler.Çünkü kötü oynuyorlar.
Haberin Devamı
Haberin Devamı
/

GÜNTEKİN ONAY: BEŞİKTAŞ ÇOK İSTEDİ VE HAK ETTİ (HÜRRİYET)Beşiktaş’ın derbide sahaya çıkan 11’i baskı, mücadele, direkt oyun ve tempo odaklı bir tercih idi. Abdullah Avcı, bu kadar eksikler ile çıkmak durumunda kaldığı Galatasaray derbisinde rakibini teknik olarak alt etmenin zor olacağının farkındaydı. Nitekim ilk 20 dakika tempo ve baskıyla 3 kez de aradığı pozisyonları buldu. Ancak özellikle final bölgesinde tüm çalışkanlığı ve iyi niyetine rağmen Umut Nayir bitirici vuruşlarda yetersiz kaldı. Lens’in top kayıpları da tehlikeli olabilecek atakları başlamadan bitirdi.Galatasaray ise özellikle ilk yarının son çeyreğinde topa sahip olarak oynasa da hücumda yaratıcılık sergileyemedi. Hafta içinde kendi taraftarıyla sorun yaşayan Belhanda’nın hayalet gibi dolaşmasına rağmen neden 68 dakika sahada kaldığını sanıyorum kendisi bile anlamadı. Beşiktaş maç boyunca o kadar istekliydi ve coşkuluydu ki Galatasaray, ezeli rakibine bu anlamda hiçbir şekilde yanıt veremedi.İkinci yarının başından itibaren yine tempo ve arzusunu ortaya koyan siyah beyazlılar, sahanın en hırslı, kazanma arzusuyla dolu 2 oyuncusunun işbirliği ile de golü buldu. Umut ve Caner’in yanı sıra Atiba, Gökhan ve Rebocho yüzde 100’lerini ortaya koydular. Elneny de orta alanda kusursuz bir futbol oynadı. Vida ve Roco ikilisi de kritik hamleler ile Galatasaray’a fazla şans tanımadı.3 PUANDAN ÇOK DAHA FAZLASINI KAZANDIMaçı hiç tartışmasız şekilde hak ederek kazanan Beşiktaş ve Abdullah Avcı için bu derbi zaferi 3 puandan çok daha fazlasıydı. Siyah beyazlı oyuncular maçın öneminin bu kadar farkındayken Galatasaray’ın sezon başından beri süregelen tutuk ve isteksiz görüntüsü dün de devam etti. Sarı kırmızılı ekip kağıt üstünde güçlü görünüyor ama dinamizm ve atletizm bu kadar eksik iken bir de üzerine coşku da aşağılarda olunca kazanma şansı son derece azalıyor. Beşiktaş yeni bir sayfa açtı. Galatasaray ise gitmeyen bazı şeyleri çok geç olmadan değiştirmek zorunda.
/

MEHMET DEMİRKOL: AVCI'DAN NET ÇÖZÜM (FANATİK)Geçtiğimiz 4 yılın kadroları düşünüldüğünde Beşiktaş’ın 11’i Ziraat Türkiye Kupası 4. turu standardınıdaydı. Galatasaray ise Falcao dışında ideal kadroydu. Beşiktaş, Umut’tan başlayarak bir saniye nefes almadan 70 dakika fiziksel baskı kurdu. Diğer tarafta Andone ve Babel dışında buna karşılık veren ön alan oyuncusu yoktu. Böyle olunca top Galatasaray’da ama oyun Beşiktaş’ta kaldı. Orta sahada sert yoğun, yardımlaşmalı presi merkezindeki Atiba, Elneny’den destek buldu. Nzonzi ise misal Belhanda’dan hiçbir yardım görmedi. Beşiktaş, Galatasaray’ın bütün zayıflıklarının üzerine oynadı. Ama Galatasaray misal Roco’nun üzerine hiç oynayamadı. Adem oyuna girip Beşiktaş’ın da fiziken düşmeye başlamasıyla oyunu genişletene kadar ceza sahsına demarke adam sokamadılar. Galatasaray’ın hâlâ bir oyunu yok ve Terim pratik bir özüm bulamadı. Ama esnek olmadığını söylediğim Avcı dün itibarıyla net bir çözüm sundu.
Haberin Devamı
Haberin Devamı
/

CEM DİZDAR: DAHA ÇOK İHTİYACI OLAN KAZANDI (FANATİK)İstatistiklerin Galatasaray’ı, ‘büyük tehlikeler’in Beşiktaş’ı gösterdiği bir ilk devre. İsabetli şutların tamamı Beşiktaş’ın, kornerlerin de... Beklenenin üzerinde bir Beşiktaş bulmasına rağmen Galatasaray sakinliğini koruyup golü aramayı bırakmadı ama bu kadro bunu mu oynamalıydı?Babel, Diaby, Mariano, Elneny ve bir çok oyuncu için yok hükmünde oynanan maç aslında zorda ’nın devamı açısında önemliydi. Hele ki geçen yıl oynanan final niteliğindeki maç düşünüldüğünde.Beşiktaş ve Abdullah Avcı açısından istediğini alma konusunda daha öncekiler düşünüldüğünde fena maç olmadı. Zaman zaman aleyhlerinde uzasa bile ayakta kaldılar ve kazanmaları gereken maçı kazandılar.Maç içinde sakin görünen Galatasaray için bu durum son bölüm hariç gamsızlık, vurdumduymazlıkla da açıklanabilir mi, bilemiyorum! Kadro ve teknik ekip bundan çok daha iyisini vaat ediyor.