Şeyma Subaşı: "Yıllar evvel o kafeye alınmadım, şimdi sahibiyim!"
Acun Ilıcalı'nın karısı Şeyma Subaşı Hürriyet'ten Ayşe Arman'a çok özel açıklamalarda bulundu. Subaşı, kendisi hakkında yapılan 'sığ' eleştirileri için ise "Sen bana sığ diyorsan diyebilirsin ama 2 milyon 800 bin kişiye de sığ demiş oluyorsun!" dedi.
Haberin Devamı
/

Ayşe Arman'a verdiği röportajda süper lüks bir hayat yaşadığını, Kendall Jenner’larla aynı ortamda dans ettiğini anlatan Şeyma Şubaşı dünya çapında olmaya başladığını söylüyor. İşte röportajdan öne çıkan kısımlar;
/

- Aslında ortada kızılacak biri varsa sen değilsin, seni sosyal medyada takip eden 2.8 milyon! Çünkü senin hayatını merak edip sana özenen ve seni var eden onlar! Hem takip ediyorlar hem de sürekli çamur atıyorlar! Bütün bunlar seni zorluyor mu? - O kadar alıştım ki insanların saldırmasına, eleştirmesine... Hayır, bana pek dokunmuyor! İnsanların benimle ilgili düşüncelerini çok fazla takan biri değilim. Kendi işime, hayatıma bakıyorum. Çünkü biliyorum ki, kimsenin hakkımdaki düşüncesini değiştiremem. İnsanlar, inanmak istediğine inanıyor.
Haberin Devamı
/

- Sen hep mi böyleydin?- Evet. Hep kafamın dikine giderdim. Acun’dan önce de... Annem ve babam, “Şeyma şunu yapma!” dediklerinde, ben yapmak istiyorsam yapardım. “Bu iyi bir şeydir!” demiyorum. Kimseye de “Benim gibi yapın!” demiyorum. Ama ben böyleyim. Özgür bir ruhum. Kafasına eseni yapanım. Ve ne hissediyorsam takır tukur söylerim. Başıma iş de açıyor bu kadar direkt ve açıksözlü olmam.
/

- Meşhurluğun kitabını yazabilir misin?- Böyle dediğim için de sinir olacaklar ama evet, yazabilirim! Bu çağda, bu dünyada, meşhur olmak çok kolay aslında. Ama tabii bir süreliğine... Sosyal medya sayesinde Holywood yıldızları bile artık yakın. Bir yorum yazıp onlara bile ulaşabiliriz. Çıplak fotoğraf verirsin, bilmem ne yaparsın... Evet, rezil de olursun ama nihayetinde ‘ünlü’ olursun! Sabun köpüğü gibi gider ama ‘şöhret’ denilen şeyi bir süreliğine yaşamış olursun. Mesele ünlü olmak değil, o ünü sürekli kılabilmek.
Haberin Devamı
Haberin Devamı
/

- Peki sen kendi durumunu nasıl değerlendiriyorsun?- Ben hep söylüyorum: “Beni ünlü yapan sizsiniz!” diyorum. Yoksa kendimi yırtmadım ünlü olayım diye. Taktik maktik gütmedim. Kendimi olmadığım gibi göstermeye de çalışmadım. Instagram’da gerçek hayatımı yansıttım. Orada sahte hiçbir şey yok. Onlar da bunu sevdiler, takip ettiler, ediyorlar. Kızım Melisa’yı koydum, sporumu koydum, günlük yaşadığım hayatı koydum. Partiye gittim, kulübe gittim, festivale gittim, dansımı koydum. Kıyafetlerimi koydum. Çünkü ben böyle giyiniyorum. Sen bana sığ diyorsan diyebilirsin ama 2 milyon 800 bin kişiye de sığ demiş oluyorsun!
Acun bana çok çok çok âşık.
/

- Hâlâ emin misin Acun’un sana çok âşık olduğundan?- Acun bana çok âşık. Çok çok âşık.
Haberin Devamı
Haberin Devamı
/

- Seni kıskanıyor mudur çaktırmadan?- İşle alakalı mı? Bence gurur duyuyor. Acun gerçekten çok özel biri. Hiçbir kıskançlık duygusu olmayan, insanları hep teşvik eden biri. Benim gelişmem, kendi başıma bir şeyler yapmam onu ancak mutlu eder.
/

- Milyonlar seni neden takip ediyor? Bazıları da çaktırmadan ediyor. - Rimel sürme biçimim bile hemen taklit ediliyor. Kızacaklar böyle söylediğim için ama inan böyle. Kâkül kestirdim, şimdi pek çok insan kâkül kestiriyor.
Haberin Devamı
Haberin Devamı
"İspanyolcamı geliştirmek istiyorum ama gezmekten vakit bulamıyorum"
/

- Kendimi geliştireyim diye bir derdin var mı? - En son Acun’a “Lütfen diksiyon dersi alabilir miyim? Daha doğru konuşmak istiyorum” dedim. Acun direkt kötü fikir olduğunu söyledi. “Ben seni kendin gibi olduğun için seviyorum. Bütün doğallığın bozulur! İlle bir kursa gitmek istiyorsan, İspanyolca kursuna git” dedi. Haklı galiba, ben de İspanyolcamı geliştirmek istiyorum ama gezmekten vakit bulamıyorum.
/

- Sen ‘it girl’* müsün?- Evet, öyleyim. Dünya çapında da olmaya başlıyorum. Amerika’dan ve çeşitli ülkelerden takipçilerim var.
Haberin Devamı
Haberin Devamı
/

- Kardashian benzetmesi sana uyuyor mu?- Uyuyor! Sev ya da sevme, ben de onların yaptığının benzerini yapıyorum. Onlar nasıl başladı? Snapchat’te sürekli video koyarak, o hayatı göstererek... Sonunda reality show’a dönüştü. Benim hayatım da öyle.
/

- Bebek’te kafen açıldı...- Evet, çok mutluyum. Acun’a iki senedir bunun iyi fikir olduğunu söylüyordum. Dünyanın her yerinde, L.A’de, Miami’de, New York’ta böyle sağlıklı yemeklerin ve salataların olduğu kafe trendi var. Ben de annemin şahane yağlı ama çok lezzetli yemekleriyle büyüdüm. Ama ne oluyor? İnsan gezdikçe, gördükçe, sağlıklı beslenmenin, kendini genç tutmanın, daha iyi bir vücuda sahip olmanın yollarını öğreniyor. “Şeyma Subaşı hiçbir şey yapmıyor, geziyor” diyorlar ya, aslında tabii ki kendime çok şey kattım.
Haberin Devamı
Haberin Devamı
/

- O şehir efsanesi doğru mu? Güya seni o kafeye almamışlar, sen de yıllar sonra kafeyi satın almışsın!- - Ben sana doğrusunu anlatayım: Bebek Şenliği’nin olduğu bir gün Bebek Parkı’ndaydım. Melisa 6 aylıktı. Yanımda da yardımcım vardı. Melisa kucağımdaydı. Elimizde çantalar, puset filan... Oturacak bir kafe aradık. Happly Ever After’a yürüdük, bütün masalar boştu, iki masa doluydu sadece. İşletme müdürüne “Burada oturabilir miyiz?” diye sordum. Ama o iki dolu masada, herkesin zannettiği kişi yoktu. Yani onun bu olayla bir alakası yok. Fakat bana “Hayır, oturamazsınız! Yerimiz yok!” dediler. Ben de oradan çıktım. Bir şey demedim. Ne diyeceğim? “Beni niye almıyorsunuz” mu? Ayşe Kucuroğlu da yoktu orada ama bir şekilde almadılar beni. Doğru yani kafeye alınmadığım. Ama yemin ediyorum, hatta kızım üzerine yemin ederim, “Göreceksiniz, ben burayı satın alacağım!” gibi bir düşünce aklımın köşesinden bile geçmedi. Ama hayat ilginç işte, o kafe sonunda benim oldu!
/

Haberin Devamı
Haberin Devamı
/

/

Haberin Devamı
Haberin Devamı