Kitap zamanı geldi: Sel Yayıncılık'ın Eylül kitapları...
Havalardan her ne kadar anlaşılmasa da sonbahar geldi. Eylül ayı yeni kitapların raflarda yerini alması demek. İşte Sel Yayıncılık dünya edebiyatının klasikleri, çağdaş edebiyat ile sanat, toplum ve kent üzerine teori ve eylem pratiğini barındıran kitapları okurla buluşturuyor.
Haberin Devamı
"İstediğin kadar saksağanı vur vurabilirsen ama unutma, bülbülü öldürmek günahtır"
/

Amerikalı romancı Harper Lee'nin 1960 yılında yayımlandığından bu yana bir dünya klasiği olan, bütün edebiyatseverlerin gönlünde özel bir yer edinen, Pulitzer ödüllü romanı Bülbülü Öldürmek, Amerika'nın güneyinde yaşanan ırkçılığı ve eşitsizliği bir çocuk kahramanın, Scout Finch'in gözünden anlatıyor. Bir "zenci"nin haksız yere suçlanması üzerinden gelişen olaylar; önyargılar, riyakârlık, sınıf ve ırk çatışmalarıyla beslenen küçük Amerikan kasabasının sınırlarını aşıp, insanlar arası ilişkide adaletin ve dürüstlüğün önemini anlatan evrensel bir hikâyeye dönüşüyor. Bu klasik roman, Ülker İnce çevirisiyle tekrar Türkçede.
Ethan Allen Hawley herkes gibi olmalıdır
/

John Steinbeck'in Kaygılarımızın Kışı romanında, bireysel ahlakın toplum tarafından nasıl şekillendirilip yönlendirildiğine dair son derece gerçekçi bir tutum sergileniyor. Ethan Allen Hawley, bir zamanlar ailesine ait olan şarküteride artık tezgahtar olarak çalışmaktadır. Yaşamış olduğu sınıfsal düşüşle karısının ve çocuklarının taleplerini karşılayamaz duruma gelmesi, iddiasızlık ve yorgunlukla birleşerek varoluşsal bir krize yol açmıştır. Çıkış yolu ise önüne tesadüflerle serilir. Ancak bunun için oyunu kuralına göre oynaması, prensiplerini rafa kaldırarak "herkes" gibi olması gerekmektedir. Geçmiş parlak günlerin anıları, haksızlığa uğradığı kanısını pekiştirdiğinde Hawley giderek hırsın ve intikam duygusunun kılavuzluk ettiği bir çözüm arayışı içinde bulur kendini.
Haberin Devamı
"Kuğunun son şarkısını dillendiren has edebiyat"
/

Edebiyat Üzerine Denemeler'in ikinci cildinde, Son Modernler'de başlattığı soruşturmayı farklı alanlara yayarak derinleştiriyor. Batur'un bir bölümü ilk kez burada kitaplaşan yazılarında çağımız yazarları arasındaki hısımlık ilişkileri, geliştirdikleri sınır ihlalleri anlatılıyor. Ayrıca kitap, yazarların, açtıkları söyleşi damarları üzerinden hem ülke edebiyatına, hem dünya edebiyatına yönelen bir ufuk çizgisi taraması. Enis Batur, belki de kuğunun son şarkısını dillendiren has edebiyatın kayıt defterini yoklamayı sürdürüyor. Dizi, 2015 yılında tamamlanacak.
"Görmenin en iyi yolu karanlıktan aydınlığa bakmaktır"
/

Kimliğini yitirmiş bir yazar. Yoksa bir ajan mı? Otoriter rejimlerin tüm zihinlere sızan, vicdanları taşlaştıran yalnızlaştırıcılığı içinde hangisinin doğru olduğunu kim bilebilir ki? Herkesin birbirine bekçilik ettiği ama yine de herkesin başka bir ülkeye kaçma derdinde olduğu bir karanlık dünya. İşte burada yaratıcılık ruhu kendini hatırlatacaktır: "Görmenin en iyi yolu karanlıktan aydınlığa bakmaktır." Bağımsız entelektüel yaratıcılık ile iktidarın zincirlediği düşünce arasındaki çileli ilişkiyi irdelemek için Hilbig'le beraber Doğu Berlin'in loş bodrum katlarına ve kalabalık ama kasvetli sokaklarına dalıyoruz. Alman şair ve yazar Wolfgang Hilbig'in Ben adlı romanıyla, köşeye kıstırılan edebiyat tutkusunun bulduğu çatlaklardan fışkırdığı sarsıcı bir maceraya davetliyiz.
Haberin Devamı
Haberin Devamı
"Mızrağı yel değirmenlerine doğrultmak mızrağı kaptırmaktan iyidir"
/

İsyanın şifrelerini ararken anayollardan sapıp arka sokaklarda dolanmanın vakti geldi. Sitüasyonist Enternasyonal tüm dünyada aktivist, sanatçı ve teorisyenleri etkilemeye devam etmesine rağmen ülkemizde henüz pek fazla tartışılmadı. Bu hareketin bıraktığı miras, giderek şiddetlenen kent mücadelesinin, burjuva kültür ve düzeninde çatlaklar yaratma arayışının beslenebileceği önemli kaynaklardan biri. Kaldırım Taşlarının Altında Kumsal Var, Sitüasyonizmin zamana ve mekâna sıkışmış, arşive kaldırılmış nadide bir eser değil, dört dörtlük bir yaratıcı teori ve eylem rehberi olduğunu kanıtlıyor. Sitüasyonist Enternasyonal üzerine yazılarıyla tanınan medya ve kültürel incelemeler profesörü McKenzie Wark, "50'lerin bohem Paris"inden "68 Mayıs"ının çalkantılı günlerine kadar Sitüasyonistlerin izlerini iletişim, mimari ve gündelik hayat pratiklerinde sürüyor.