TRT'de konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan istihbarat açıklaması
TRT'de konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, FETÖ'nün askeri darbe girişimiyle ilgili olarak "En büyük serveti dershanelerden sağladılar. Kaybedince çılgına döndüler" dedi. İstihbarat ile ilgili çalışma hakkında bilgi veren Erdoğan, "Bizim tüm istihbarat teşkilatını gerek MİT gerek Emniyet gerekse Jandarma istihbarat... Şimdi jandarmayla malum polisin İçişleri Bakanlığı'na bağlanması süreci var ya. Dolayısıyla burada istihbaratı da aynı çatı altında koordine edebiliriz" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TRT ortak yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, soruları yanıtladı.
FETÖ tarafından gerçekleştirilen 15 Temmuz darbe girişiminin yaşandığı geceye ilişkin bir soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "15 Temmuz'un bendeki uyandırdığı his, ülkemde doğrusu böyle bir şeyi eğer hissedeceksem, düşüneceksem bu benim ülkemde hiç mi hiç akla hayale gelmez ve ülkedeki birlik, beraberlik, dayanışma ruhunun bu kadar iyi gittiği bir dönemde böyle bir havanın estirilmesi gerçekten düşündürücüydü." diye konuştu.
Darbe girişimine ilişkin eniştesinden aldığı habere ilk etapta inanmadığını dile getiren Erdoğan, yaptıkları incelemelerin ve aldıkları teyitlerin ardından ne yapacakları konusunda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak ile görüşmeye başladıklarını aktardı.
İlk etapta telefonla ulaşmak istedikleri kişilere de kısa sürede ulaşamadıklarını anlatan Erdoğan, ilk mesajı vermek istediklerini ve bu doğrultuda hazırlıkların yapıldığını dile getirdi.
"Böyle bir şey söz konusu olamaz"
İlk yaptıkları açıklamanın bazı teknik nedenlerle duyurulamaması üzerine cep telefonuyla televizyon yayınlarına bağlanma kararı aldıklarını belirten Erdoğan, "Cep telefonlarıyla dört ayrı kanala bağlandık ve bu dört ayrı kanalla sesimizi duyurma fırsatını bulduk. Çünkü uluslararası medya ne yazık ki yalan yanlış haberlerle birçok şeyler saptırarak verdiler." dedi.
Uluslararası yayınlarda kendisiyle alakalı Almanya'ya iltica talebinde bulunduğuna ilişkin yalan ve yanlış bilgilerin aktarıldığını anımsatan Erdoğan, "Elhamdülillah bizim ne kitabımızda ne inancımızda böyle bir şey söz konusu olamaz. Biz bu harekete başlarken, bu adımları atarken bir şeye inanarak bunu yaptık, biz dedik ki 'Biz kula kul olmayacağız, sadece Allah'a kul olacağız.' Ve bu yola da böyle çıktık. 'Ben aziz milletimi şu anda meydanlara davet ediyorum, havaalanlarına, havalimanlarına davet ediyorum ve ben de sizlerin arasında olacağım' dedim. Tabi aynı mesajı, bu mesajı müteakiben, gerek Sayın Başbakanımız, gerek emniyet teşkilatımızın ileri gelenleri, gerek yargı mensuplarımız yani Anayasa Mahkemesinden tutun da yüksek yargı ve diğer yargı makamlarına varıncaya kadar, yapılanın bir anayasa suçu olduğu ifade edilmek suretiyle, bunlara yönelik neler yapılabileceği duyuruldukça ve buradaki o dik duruş, bazı askeri makamlardan yapılan bu noktadaki açıklamalar, bunlar tabi havayı bir anda, çok kısa zamanda aslında olumlu istikamete dönüştürdü, tersine çevirdi." değerlendirmesinde bulundu.
"O gece benim için önemli isimlerden bir tanesi pilotumdur"
Darbe girişimi sonrasında bulundukları yerden ayrılma konusunun da gündeme geldiğine işaret eden Erdoğan, "Orada helikopterle gelip dolaşanlar filan var, artık hava kararmış vaziyette ve tabii bütün bunlarla beraber de sağolsun yanımdaki bütün güvenlik ekibim, onlar kendilerine göre tedbirlerini aldılar ve o güvenlik ekibimin içerisinden iki şehidimiz var. Rabbim onlara rahmet etsin, Rabbim onlarla bizi inşallah cennetinde buluştursun." dedi.
Kısa süre içerisinde helikopter pistine hareket ettiklerini aktaran Erdoğan, "O gece benim için önemli isimlerden bir tanesi de gerçekten pilotumdur. Helikopter pilotlarımız, onlar o noktada gerçekten hem cansiperane hem de çok şeyi göze alarak o adımı attılar ve 'Yakıtım bitene kadar bunlar beni yakalayamaz
ve ben söylediğiniz hedefe ulaşırım.' dediler ve bizi 15 dakikada Dalaman'a ulaştırdılar." ifadelerini kullandı.
Dalaman'da dört ayrı noktada uçakların hazır bekletildiğini anlatan Erdoğan, makam uçağına geçtiklerini ve pilotlara Ankara veya İstanbul olmak üzere iki hedef verdiklerini dile getirdi.
Erdoğan, "Belli bir noktaya gelene kadar da hala pilot nereye ineceğimizi bilmiyordu. İstanbul mu olacak, Ankara mı olacak bunu bilmiyordu." dedi.
Uçak Biga civarına geldiği zaman pilota "İstanbul'a inelim." dediklerini, bunun üzerine pilotun "Pist karanlık." şeklinde karşılık verdiğini anlatan Erdoğan, kendisinin de pilota karanlığa inip inemeyeceğini sorduğunu anımsattı.
Pilotun, "İnerim ama riski var." dediğini aktaran Erdoğan, uçağın kısa mesafede durma, kısa mesafede havalanma kabiliyeti olduğunu belirterek, pilota kendi aydınlatmalarıyla piste inmesini söylediğini kaydetti.
"Orada bir ufak kriz masası oluşturduk"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, pilotun, pistin üzerine koyulabilecek tank ve benzeri şeylerin tehlike oluşturabileceğini ifade ettiğini söyleyerek, pistin üzerinde birkaç tur atılmasını istediğini anlattı. Erdoğan, "Bu arada İstanbul Emniyet Müdürümüzle görüştüm. Tabi Mustafa kardeşime de çok teşekkür ediyorum. 10-15 dakika içerisinde onlar, kuleyi temizlediler. Tabi kule temizlenince pist aydınlatıldı, pist aydınlatıldıktan sonra da rahatlıkla piste indik." diye konuştu.
Apronun ve terminal önünün dolu olduğunu, on binlerce insanın beklediğini dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "İki kez F-16 uçaklarıyla, ses hızını biliyorsunuz aşmak suretiyle patlama, demek ki onlar da herhalde buraya bomba atanlar oraya da bomba atarlardı, bomba yüklü değildiler büyük ihtimalle. Orada ses hızının üstüne çıkarak o patlama yapıyor ve konuk evinin zaten camlarını filan da patlattı,
hatta orada bir kaç yaralı vardı. Bunu bir kez yaptılar olmadı, daha sonra bir daha yaptılar. O arada biz konuk evimize girmiş olduk ve Valimiz, 1. Ordu Komutanımız ve Bakanımız beraberce orada bir ufak kriz masası oluşturduk ve buradan da tabi Genelkurmay Başkanının rehin alındığını filan duyduk, önce Başbakanımızla da tekrar bir irtibat kurduk ve Genelkurmay Başkanlığına vekaleten Ümit Paşa'yı o arada getirmiş olduk. Çünkü Sayın Başbakan, Eskişehir ile kurduğu diyaloglarda, 'Akıncılar'ı yani söylüyorum, vurmuyorlar, bizden yazılı talimat bekliyorlar.' filan gibi bazı şeyler söyledi."
"O talimat verildikten sonra hemen Akıncılar'a bombalama başladı"
"15 Temmuz'da darbe yanlılarının kullandığı uçakların durdurulması için yazılı talimat mı istendi?" sorusuna, Erdoğan, "Evet. Ümit (Dündar) Paşa ile bunu konuştuktan sonra, Ümit Paşa Eskişehir ile görüşmeyi yaptı, gerekli talimatı verdi. O talimat verildikten sonra hemen Akıncılar'a bombalama başladı. 3-3,5 saat içerisinde Akıncılar'a 12 tane bomba atıldı. Pist kullanılamaz hale geldi ve helikopterler de bir yerde uçamaz hale geldi. Çünkü endişe ettiler tabii, 'Bizi Eskişehir'den gelenler bombalar mı?' diye. Dolayısıyla Akıncılar atıl hale gelince daha da rahatlamış olduk."yanıtını verdi.
"Halkın, darbeye karşı sokaklara indiğinin" anımsatıldığı, Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti: "Orada tabii bir-iki hitabımız havalimanındaki vatandaşlarımıza... Onların oradaki heyecanı, coşkusu çok çok farklı. Emniyet müdürümüzden aldığımız bilgiyle de... Boğaz köprülerinden yapılan bütün o tanklarla yürüyüşler, hatta Boğaz Köprüsü'nün kulelerinden adeta 'sniper'larla yapılan ateşler ki bunun neticesinde şehit olan kardeşlerimiz var. Orada da malum birçok şehidimiz oldu. Tabii anlatılacak aslında çok şeyler var. Tankların altına yatan, paletlerin arasına yatıp da şu anda gazi olarak çıkan Sabrilerimiz var. Sabri iki tankın arasından çıktı. Bir kolu şu anda sakat ama inşallah kurtulacak, şu anda operasyonlarını geçiriyor. Bir diğer tarafta albayımız yedi mermi alıyor, o aynı şekilde bir mücadele veriyor. Bir diğer tarafta bakıyorsun yine Üzeyir kardeşimiz bir kolunu neredeyse tamamen kaybetmiş vaziyette ama hala o imanının gereğini, şehadete koşmanın inceliğini, hassasiyetini taşıyor ve onlar hala bize 'Siz nasılsınız reisim?' diye bu soruyu soruyor."
"Darbe girişimi gecesi bütün aileniz yanınızdaydı. Sayın Hanımefendinin bu konudaki tepkisi ne oldu? Neler söyledi size?" sorusu üzerine Erdoğan, "Gerek eşim, gerek kızım, gerek damadım hepsi de bir metanet
içerisindeydi. Sadece tabii büyük torun 'Ne oluyor baba?' diye sürekli babasına onu soruyordu. Çünkü helikopter karartılmış vaziyette. Hakeza uçakta da öyle. Neyse babası onu teskin ediyordu. Tabi ortanca torunum, kızımız var, Mahinurumuz, o uykuya dalmıştı. Bir de bizim 8-9 aylık bir torunumuz var o tabii bunların hepsinden bihaber." dedi.
"Bu ne vicdandır"
Darbe girişimi gecesi, eşinin ve kızının temkinli olduğunu, herhangi bir telaş içerisine girmediklerini ifade eden Erdoğan, "Çünkü bir şeye inandınız mı orada telaş falan olmaz. Teslimiyet bu noktada çok çok önemli. İnanmak ve ondan sonra da yürümek, bütün mesele budur. Bizim için kaza ve kader imanımızın
gereği değil mi? İmanımızın gereği, bitti. Ölüm bizim için haktır, orada da mesele bitmiştir. Öyleyse bu zaten bir gün gelecek." diye konuştu.
Erol Olçok'un şehadeti
Erdoğan, yol arkadaşı Erol Olçok'un şehit olduğunu hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Şimdi telefonlarda çekilmiş olan o anı izliyorum. Bakıyorum ki kaybetti. Oğlu 17 yaşında Abdullah Tayyip, o da babasıyla beraber orada şehit oldu. Şimdi bunlarla beraber birçok kardeşlerimiz köprünün üzerinde olsun, Vatan Caddesi'nde, Esenler'de olsun, Ankara Kızılay'da, Külliye'de olsun birçok yerde ve sadece düşünün özel harekatta 53 şehidimiz var. Bombayı indirdiler ve orada 53 kardeşimiz şehit oldu. Şimdi bunları ne ile izah edeceğiz, neyini anlatacağız? Bu ne vicdandır? Bunların insanlıktan falan nasibi yok."
Din Şurası'nın 17 maddelik sonuç bildirgesinin çok önemli olduğunu belirten Erdoğan, bu bildirgenin kitapçık haline getirilmesinde ve millet tarafından okunup anlaşılmasında büyük fayda olduğunu söyledi.
"Kendilerinden başkasına hayat hakkı yok"
"Darbe girişimi olduğunda ilk düşünceniz 'Bunu FETÖ yapıyordur' mu oldu?" sorusuna, Erdoğan, "Onda hiç şüphem yok. Ben bunu 2010'dan beri dillendiriyorum. 2010'dan beri bu Fetullahçı Terör Örgütü'nün bu ülkede örgütlenme ağının ne denli geniş olduğunu anlatıyorum. Ve bunu ben, en yakın mesai arkadaşlarıma anlatmakta zorlanıyorum. Silahlı kuvvetlerde, emniyette, yargıda, bunları hep işledik, anlattık. Bakanlıklarda... Çoğu zaman şu ifade kullanılıyordu, 'Acaba delil var mı?' Neyin delili olacak, her şey ortada işte. Adamlar kendilerinden başka kimseyi, hiçbir yere yaklaştırmıyorlar." yanıtını verdi.
Erdoğan, uluslararası seyahatlere gidilirken, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanına 'Bunların hepsinden bir çeşni yap. Bütün STK'lardan buraya temsilciler al." dediğini aktararak, "Filanca vermiyor, ismini zikretmeyeceğim. Filanca onların bu tür sanayi ve ticaret işleriyle güya iştigal eden kuruluşları... Niye vermiyor? 'Biz tek başımıza organize edelim.' Kendilerinden başkasına hayat hakkı yok. Kardeşim o zaman bundan sonra kesinlikle ne Ekonomi Bakanlığı olarak, ne de siz, bu tür yolculuklarda kota vermeyeceksiniz." dedi.
"Geriye doğru gittiğiniz zaman, ne zaman başladı bunların böyle tuhaf davranışları?" sorusuna, Erdoğan, şu yanıtı verdi: "Tam menşeine inersek bizim iktidara geldiğimizden kısa süre sonra, ben o zamanki Milli Eğitim Bakanımıza şunu söyledim, dedim ki 'Bu dershaneleri kapatalım.' 'Niye' falan deyince, 'Kardeşim' dedim 'Bu dershaneler varsa, bu okullar niye var? Bu okullar varsa, bu dershaneler niye var? Biz bir şeyi
gidermek istiyorsak, bunu hafta sonlarında telafi kursları veririz, yine öğretmenlerimiz verir, hem 3-5 kuruş daha fazla para almış olur, hem de bu çocuklarımız bu telafi kurslarıyla bu açığını kapamış olur. Maalesef bunu anlatamadık. Nabi Avcı Bey'in dönemine kadar biz dershaneler konusunda adım atamadık. Bunlar bizim kayıp yıllarımızdır. Tabii şimdi siz de başbakansınız ama bir yere kadar arkadaşlarınıza bir şeyi anlatıyorsunuz. Israr, ısrar, ısrar... Tabii daha fazla ileri gidemiyorsunuz ve en ciddi, en büyük parayı bu adamlar bu dershanelerden kazandı. Ben diyeyim 1, siz deyin 2 milyar. Bunu kaybedince, bunların ilk tepkileri başladı."
"Dost diye bildiklerimiz uzaklaşmaya başladı"
En önemli kaynakları olan dershaneler gidince FETÖ'nün çılgına döndüğünü belirten Erdoğan, "Ne gösteriler yaptılar, kampanyalara çevirdiler, her şeyi yaptılar. Demek bunların can damarı oydu. Ve insan kaynağı da bunların tabii oralardı. Ondan sonra da bir de havasını atıyorlar, sağdan soldan seç, oradan gel çıkar, çıkardıktan sonra da 'Ben, şu kadar başarılı öğrenci çıkardım.' diye hava at. Zaten sen iyiler üzerinden ortaya bir iyi koyuyorsun, orada iş başladı zaten, her şey orada koptu. Bunun, ondan sonra arkadaşlarım farkına vardılar." dedi.
"Mama ellerinden alınınca düşman oldular"
Erdoğan, şunları kaydetti: "Dedik ki 'Arkadaşlar kusura bakmayın, bundan sonra geri adım yok, üzerine üzerine gideceğiz'. Onların içerisinde dost diye bildiklerimiz de zaten o arada bizden uzaklaşmaya, kopmaya ve artık aleyhte yazılar yazılmaya başlandı. Köşelerinde möşelerinde vurmaya başladılar. O ana kadar hiçbir şey böyle değildi. Her şey aslında menfaat endeksliydi. Yani mama ellerinden alınınca bunlar o zaman düşman oldular, başladılar bağırıp çağırmaya. Yurt dışında, Avrupa'nın değişik ülkelerinde aleyhe kampanyalar başlattılar. Öyle veya böyle, şu anda gelinen noktada bizler demek ki adresi bulduk. İlk müdahaleyle de silahlı kuvvetlerimiz ve diğer kurumlarımız içerisindeki yapılanmayı şu anda iktidarımız inşallah kurumlarımızla birlikte çalışarak temizlemeye başladı."
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından satır başları
Dershaneler
Nabi Avcı Bey dönemine kadar biz dershaneler konusunda adım atamadık. Bunlar bizim kayıp yıllarımızdır. Tabii şimdi siz de başbakansınız ama bir yere kadar arkadaşlarınıza bir şeyi anlatıyorsunuz. Israr, ısrar, ısrar...Tabii daha fazla ileri gidemiyorsunuz ve en ciddi, en büyük parayı bu adamlar bu dershanelerden kazandı.
İstihbarat
Bizim tüm istihbarat teşkilatını gerek MİT gerek Emniyet gerekse Jandarma istihbarat... Şimdi jandarmayla malum polisin İçişleri Bakanlığına bağlanması süreci var ya. Dolayısıyla burada istihbaratı da aynı çatı altında koordine edebiliriz. Böyle bir çalışma. Buna yönelik bir çalışmayı bugün bana sundular. Bunu aynı zamanda Sayın Başbakan ile de değerlendireceğiz, paylaşacağız. Bundan sonra da ne gibi adımlar atarız bunları konuşacağız.
İstihbarat örgütü yıpratılacak bir örgüt değildir. Eğer istihbarat örgütü ile ilgili atılacak veya yapılacak bir iş varsa bunun hükümet değerlendirmesini yapar, ona göre de bizimle de istişare ederse istişare eder, kararını alır. Sürekli televizyon programlarında istihbarat teşkilatımızın üzerine bu denli yüklenirsek istihbarat teşkilatımızı çalışamaz hale getiririz. Ben baştan beri bir şey söyledim, 'bir istihbarat zaafı vardır' dedim. Ama dünyada istihbarat zaafının olmadığı ülke var mıdır? Alın Amerika'yı, alın Rusya'yı, alın Avrupa'nın Almanyasını, Fransasını, İngilteresini hepsini...Hepsinde birçok terör eylemlerinde vesaire istihbarat zaaflarının olduğunu görürsünüz.
Yaverlerinin tutuklanması
Şimdi bunlarla ilgili şüphelerimiz vardı. Şüphelerimiz nedeniyle bütün eş, dost, ahbap hepsine sorduk, 'Soruşturun, edin bakalım kimdir?' Köyüne, mahallesine varıncaya kadar incelettik. Herkes bize 'şöyle iyidir, böyle iyidir...' Hep bunu anlatıyorlar. Bunlar takiyeyi çok çok iyi yapıyorlar. Kendilerini gayet iyi gizliyorlar. İyi de gizledikleri için zaten gelen referanslar olumlu.
FETÖ'nün darbe girişimi gecesi MİT yetkilileriyle temas
Benim irtibat kuramayışım, o anda tabii kendilerinin bulunduğu şartlar sebebiyle olabilir. Kendileri de bunu bu şekilde ifade ediyorlar ve kendileri benim koruma müdürüme ulaştılar. Koruma müdürüme ulaşmak
suretiyle bazı soruları kendisine, yani 'Bulunduğunuz yerde o anda herhangi bir sıkıntı var mı yok mu?' o tür şeyleri sordular. Tabii gönlüm arzu ederdi ki, keşke o anda, ben istirahatteydim, benim kaldırılmamı, benimle böyle bir görüşme yapmayı isteyebilirdi.
Darbe girişimine Batı'nın tepkisi
Yalan yanlış, asparagas haberlerle ne yazık ki hala bu süreçte 'Fakat, ama, ancak...' Bunlarla işi yönlendirmeye çalışıyorlar. Yönlendiremeyeceksiniz, bu ülkede milli iradeyi söndüremeyeceksiniz, durduramayacaksınız. Bu ülkeyi parçalayamayacaksınız, bölemeyeceksiniz. Belki bir öleceğiz, ama bin dirileceğiz. Çünkü bu milletin ruhunda bu var. Aynen buğday başakları gibi, meydanlar bunu sabahlara kadar gösteriyor.
Londra'dan, Paris'ten, şuradan, buradan kuru sıkı atmakla olmuyor bu iş. Gel gönder bir temsilcini de burada, bir demokrasi ülkesinde, demokratik parlamenter sisteme nasıl darbe yapmak istemişler, bunu gel bir gör yerinde. Sahip olduğunuz, ülkenizde kendilerine yer verdiğiniz bu haşhaşilerin neler yaptığını bir gelin görün. Tayyip Erdoğan'a 'diktatör' diyebilirsiniz, iktidarını beğenmeyebilirsiniz. İnsaf edin de gelin bir görün ne var ülkede.
SON DAKİKA
EN ÇOK OKUNANLAR
SON DAKİKA: Türkiye Genelinde Yağışlı Hava Devam Ediyor! İşte Güncel Hava Durumu Tahminleri
Ankara'da mobilya imalathanesinde yangın
Esenyurt'ta kadın cinayeti: 16 yaşındaki kızının gözü önünde eşini öldürdü
Bağcılar'da silahla yaralandıktan sonra şehit olan bekçi Uğur Gölçek son yolculuğuna uğurlandı
Aynı aileden 5 kişi can vermişti: Adana'daki kazada ölen anne ve 3 çocuğu toprağa verildi