Rita Ender Türkiye'de ötekileştirmeyi inceledi: İsmiyle Yaşamak

İsim bir insanı tanımaya açılan kapı... Ve aynı zamanda da "ötekileştirme"nin en sıradan haliyle başlangıç noktası. Rita Ender'in Türkiye'de doğup büyüyen ve yaşayan ama isimleri işitildiği anda "yabancı" muamelesi gören insanların hikayelerini anlattığı "İsmiyle Yaşamak" adlı çalışması İletişim Yayınları'ndan çıktı.
Rita Ender'in, Türkiye'de doğup büyüyen fakat isimlerini söyledikleri andan itibaren toplumun gözünde birer "yabancı"ya dönüşen insanların hikâyelerini anlattığı İsmiyle Yaşamak okurla buluştu. İletişim Yayınları ayrıca, Mete Tunçay ve Erden Akbulut'un Türkiye Halk İştirakiyun Fırkası adlı incelemesini, Chaohua Wang'ın editörlüğünü yaptığı Çin Halk Cumhuriyeti'nin entelektüel dünyasını inceleyen Tek Bir Çin Pek Çok Yol, Steven Lukes'un iktidar kavramını çok yönlü bir şekilde incelediği kitabı İktidar - Radikal Bir Görüş'ü okurla buluşturdu. Öte yandan yayınevinin klasikler serisinden 20. yüzyıl Amerikan edebiyatının önde gelen yazarlarından John Dos Passos'un Doğu Ekspresi ve 19. yüzyıl İngiliz edebiyatının önemli yazarlarından Elizabeth Gaskell'ın dünya edebiyatının en önemli yapıtları arasında gösterilen eseri Cranford'u yayımladı.
Vassaf'ın Gezi gençliğine ithafı: Ne Yapabilirim?
İsmiyle Yaşamak
İletişim Yayınları, daha önce Kolay Gelsin adlı kitabını okurlarla buluşturduğu Rita Ender'in bu kez İsmiyle Yaşamak adlı çalışmasını yayımladı.
Ender'in, Türkiye'de doğup büyüyen fakat isimlerini söyledikleri andan itibaren toplumun gözünde birer "yabancı"ya dönüşen insanların hikâyelerini anlattığı İsmiyle Yaşamak'ını okuduktan sonra, bu "yabancı" isimlerin peşine düşecek, hayatlarına başka bir gözle bakacaksınız.
En sıradan haliyle çok defa isimden başlayan "ötekileştirme" veya gayet yalın haliyle yabancılamanın ele alındığı kitapta, ismin, bir insanı tanımaya açılan kapı olduğunu hatırlatan Rita Ender, burada doğup büyüyen, burada yaşayan ama isimleri işitildiği anda "yabancı" muamelesi gören insanları anlatıyor. Bu insanların isimleriyle maceralarının ve isimlerinin maceraya dönüşmesinin hikayelerinin anlatıldığı "İsmiyle Yaşamak"ta, her ismin macerası okurla buluşuyor.
Türkiye Halk İştirakiyun Fırkası (1920-1923)
Mete Tunçay ve Erden Akbulut'un titiz tarihî incelemelerden oluşan kitapları Türkiye Halk İştirakiyun Fırkası İletişim Yayınları'ndan çıktı. İnceleme, yasal faaliyet süresi bir yılı bile bulmayan Türkiye Halk İştirakiyun Fırkası'nın programını, çalışmalarını, Sovyetler Birliği ve Komintern'le ilişkilerini belgeler üzerinden yansıtırken, aynı zamanda 1920'ler Ankarası hakkında bilinmeyenleri de açığa çıkarıyor.
İstanbul Süryanilerinin hikayesi: Mazlum ve Makul
Erden Akbulut ve Mete Tunçay tarafından hazırlanan Türkiye Halk İştirakiyun Fırkası (1920-1923), "TBMM'nin açılışından Cumhuriyet'in ilânına kadar geçen üç buçuk yıl boyunca Milli Mücadele Anadolusu'nda yaşanan bir deneyimin öyküsünü belgelerle anlatmayı amaçlıyor." 1920 Ankarası, bizim için hâlâ çok karanlıktır. İnsanlar ne yapacaklarını bilememektedir. Hepsi "milliyetçi ve büyük çoğunluğu İttihatçı" olan İstanbul Meclis-i Mebusanı üyelerinin yarıdan azı TBMM'ye gelmeyi göze almıştır. En güçlü ortak dürtü dindir; onun yanı sıra komünizm de bir kurtuluş umudu olarak görülmektedir. Elinizdeki kitap yukarıda tasvir edilen siyasî sahnede, 1920-1923 arasında, toplam yasal faaliyeti bir yılı bulamamış bir sol partinin hikâyesini anlatıyor. THİF'in yöneticileri, "fırka"nın program ve çalışmaları ile Sovyetler ve Komintern'le ilişkileri-gerilimleri kolay erişilemeyecek, erişilse bile dil ve yazı güçlüklerinden ötürü yararlanılması zor olacak belgelerin olabildiğince eksiksiz aktarılmasıyla anlatılıyor. Türkiye Halk İştirakiyun Fırkası (1920-1923) kitabının kolay okunur bir çalışma olmadığı aşikâr. Ancak kitabın içerdiği bilgilerin zenginliği ona ayrılacak zamanı, fazlasıyla hak edecek türden.
Tek Bir Çin Pek Çok Yol
İletişim Yayınları, son yıllarda dünya ekonomisine yön verir hale gelen ve artık neredeyse sadece bu yönüyle konuşulan Çin Halk Cumhuriyeti'nin entelektüel dünyasını inceleyen Tek Bir Çin Pek Çok Yol adlı çalışmayı okurlarla buluşturdu. Sosyalist Çin'i tek tip kabul eden bakışın karşısına Çinli düşünürlerin çeşitliliğini koyan, eleştirel bir perspektife sahip makale ve söyleşilerden oluşan bu kitap, bilinenin ötesinde bir Çin'i tanıma imkanı sunuyor.
Alternatif bir Stalin portresi: Stalinizm Hükmederken
Geçtiğimiz çeyrek asırda Çin Halk Cumhuriyeti, dünyanın sayılı ekonomik güçlerinden biri oldu. Dünya ekonomisine, o mahut piyasalara, pazarlara büyük bir damga vurdu. Özellikle demir perdenin yıkıldığı ve Çin'in dünya pazarlarına damga vurmaya başlamasından hemen öncesine denk gelen dönemde, içinde işçilerin, öğrencilerin, aydınların yer aldığı eylemler, meşhur Tiannanmen Meydanı olayları dünya tarihine geçti. Ancak bir güç odağı haline gelen Çin'deki siyasi gelişmeler sadece iktisadi göstergeler düzeyinde ele alındı.
Tek Bir Çin Pek Çok Yol, ekonomisiyle görünür hale gelen ancak düşünsel anlamda yeterince tanınmayan, Batı'ya bugüne kadar kısıtlı bir şekilde sunulmuş Çin'in entelektüel dünyasını geniş bir biçimde tanıtabilmek amacıyla hazırlandı. Chaohua Wang'ın editörlüğünü yaptığı eser, sosyalist Çin'in tek tip kabul edilen düşünce dünyasındaki farklılıkları, Çinli düşünürlerin bakış açılarındaki çeşitliliği, siyasi temsil kaygısını da dahil ederek eleştirel bir perspektifle ortaya koymaya çalışan makale ve söyleşilerden oluşuyor.
1989'da işçiler, öğrenciler ve aydınlarca ortaya atılan özgürlük taleplerinin neler içerdiğini, buna karşı gösterilen reaksiyonun toplumsal, siyasal, ideolojik ve iktisadi kökenlerini ele alıyor. O günlerden 2000'li yıllara geçilirken nelerin değiştiğini, nelerin değişmiş gibi göründüğünü, nelerin değişmesi gerektiğini araştırıyor. Çin entelektüellerinin eğitim, halkın ekonomik durumu, kırsal ve kent arasındaki eşitsizlik, adalet, toplumsal yapı ve temel hak ve hürriyetler gibi hayati konulardaki fikirlerini ortaya koyuyor. Önemli toplumsal olayların ışığında Çin düşünce dünyasının bir panoramasını sunuyor.
İktidar - Radikal Bir Görüş
Steven Lukes'un iktidar kavramını çok yönlü bir şekilde incelediği kitabı İktidar - Radikal Bir Görüş İletişim Yayınları tarafından yayımlandı. Lukes çalışmasında, günümüz dünyasında hâkim olan iktidar tanımları üzerinden bir tartışma yürüterek, bizi "iktidar" kavramı hakkında yeniden düşünmeye çağırıyor; üstelik bu düşünme eyleminin sürekli yenilenmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
"Birinin bir başkasına bir şeyi yaptırması" olarak özetlenebilecek iktidarın tek boyutlu ele alınışını radikal bir perspektifle aşındırmayı deneyen Lukes "yanlış bilinç", "gönüllü riayet", "tahakküm olarak iktidar" ve daha birçok kavramsal aleti kullanarak hâkim iktidar tanımları ve alternatif kavramsallaştırmalar ile münakaşaya giriyor, tartışarak ilerliyor, iktidarın çokboyutluluğunu göstermeyi deniyor.
"Sosyal bilimcinin sadece cevap verebileni değil, aynı zamanda iyi soru sorabileni makbuldür" önermesini haklı çıkaran kışkırtıcı sorularıyla birlikte aslında iktidarı kavramanın, üzerinde mutabakat varmış gibi görünmesini sağlayan kullanımındaki cömertliğe pabuç bırakmadan, gerçekte bir çocuk oyuncağı olmadığını çarpıcı bir biçimde gözler önüne sergiliyor.
Lukes'un eseri, yaşadığımız tarihsel momentte geçerli olduğu varsayılan "gönüllü kulluk/gönüllü tabiiyet" tartışmasına dair bir dizi soru ve cevap ile katkıda bulunuyor: "...iktidar, bazılarını burada ele aldığımız birçok biçime bürünebilir: doğrudan sansür ve dezenformasyon, çocuk yerine koyan yargıların muhtelif kurumsallaşmış ve kişisel türleri, bir şeyin başka türlü olabilecekken 'doğallaştırılması' ve arzu ve inancın kaynaklarının yanlış tanınması dahil olmak üzere rasyonalitenin kesintiye uğramasının ve hayalî düşüncelerin her çeşidinin desteklenmesi ve sürdürülmesi."
Doğu Ekspresi
20. yüzyıl Amerikan edebiyatının önde gelen yazarlarından John Dos Passos'un Doğu seyahatlerinde edindiği izlenimlerinden oluşan Doğu Ekspresi İletişim Yayınları tarafından edebiyatseverlerin beğenisine sunuldu. 1920'li yıllarda başlayan ve Tiflis'ten Erivan'a, Kazvin'den Şam'a, Suriye Çölü'nden Kafkaslar'a ulaşan bu seyahatnameyi okurken, keskin gözlemlerle kıvrak bir anlatımın birleşiminden doğan edebiyatın gücüne şahit olacaksınız.
Doğu Ekspresi, 20. yüzyıl Amerikan edebiyatının önemli yazarlarından John Dos Passos'un Doğu'ya dair izlenimlerini aktardığı keyif verici bir seyahatname.
John Dos Passos, Doğu Ekspresi'nde 1920'lerin başında Anadolu, Doğu Avrupa, Yakındoğu ve Ortadoğu'ya seyahatlerinde karşılaştığı görüntüleri, sesleri ve kokuları titiz bir edebiyatçı dikkatiyle anlatıyor. Tiflis'ten Erivan'a, Kazvin'den Şam'a uzanan yolculuğunda en sıradan görünen manzaralara usta bir ressam gibi renk ve anlam katıyor. Suriye Çölü'nü aşan, Kafkaslar'ı tırmanan, Britanya'nın denetiminde yeni bir Irak'ın kuruluşuna tanıklık eden Dos Passos, Doğu'nun dertleri ve güzelliklerine aynı anda dikkat kesilirken Doğu Ekspresi keyif verici bir seyahat anlatısına dönüşüyor. 20. yüzyıl başında Batı'da benzerine az rastlanır cinsten bir Doğu seyahatnamesi.
Jean Paul Sartre Doğu Ekspresi için, "Dos Passos'un dünyası, tıpkı Kafka'nın Faulkner'ın ve Stendhal'ınki gibi imkânsız bir dünya: çelişkilerle dolu. Ama güzellik, tam da çelişkide gizlidir; örtük bir çelişkidir. Dos Passos'un zamanımızın en büyük yazarlarından biri olduğunu düşünüyorum" diyor.
Cranford
19. yüzyıl İngiliz edebiyatının önemli yazarlarından Elizabeth Gaskell'ın dünya edebiyatının en önemli yapıtları arasında gösterilen eseri Cranford İletişim Yayınları tarafından ilk kez Türkçe yayımlandı.
Gaskell'ın İngiliz taşrasına kadınlar arasındaki dostluklar üzerinden bakan bu başyapıtı, Fatih Özgüven ve Taciser Belge'nin özenli çevirilerinin yanı sıra, önsöz, sonsöz, yazar - dönem kronolojisi ve kitaba dair görsellerle de zenginleşiyor.
Gaskell'ın satirik bir dille kaleme aldığı ve ironi dolu başyapıtı, bekâr ve orta yaşlı iki kadının, Miss Deborah ve Miss Matty'nin serüvenleri üzerinden taşra yaşamına dair minimalist portreler sunuyor. Kadınlar arasındaki arkadaşlıklar ve alışkanlıkların dekoru olan Cranford, adab-ı muaşeret ve gelenek üzerine satirik bir anlatı olduğu kadar ironi ve mizah, ölüm ve trajedinin eşzamanlı yürürlükte olduğu bir insanlık sahnesi teşkil ediyor.
Charles Dickens, bu eser için, "Elizabeth Gaskell'ın gerek aile yaşamı gerek toplumsal yaşama yönelik keskin gözlem gücünü yansıtan Cranford, Jane Austen'dan sonra 19. yüzyıl İngiliz toplumuna kadınların penceresinden bakmayı sürdüren birinci sınıf bir yazarın elinden çıkma bir başyapıt. Sevgili Şehrazad'ım, hikâye anlatma yeteneğinin bir gecede tükenmeyeceğine, en azından bin bir gece süreceğine eminim" diyor.