Dünyanın artık eskisi gibi olmayacağını gösteren 16 keşif
2016 yılı terör ve yıkımlarla unutulması gereken bir yıl olarak hafızalara kazınmış olsa da 365 güne sıkışan iyi gelişmeler de yaşandı. İnsanoğlu bu dönemde artık hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını gösteren önemli keşiflere imza attı. Tabii ki bunların hepsi iyi değil. İşte 2016'nın en büyük 16 bilimsel keşfi.
Haberin Devamı
Su ayıları donsa da yaşıyor
/

Su ayılarının (Tardigratların) 30 yıl donmuş halde kaldıktan sonra dahi hayatlarına devam edebildikleri ortaya çıktı.. Japonya’nın Ulusal Kutup Araştırma Enstitüsü, 8 bacaklı ve segmentli yaratıkları -20 derecede 30 yıldan fazla süredir saklıyordu. Hayvanlardan ikisi, 2014 yılında çözülüp canlandırıldı.
Dünya'ya benzeyen gezegen
/

Güneş sistemine en yakın yıldız olan Proxime Centauri’nin yörüngesinde yeni bir gezegen keşfedildi. Proxima b ismi verilen gezegen Dünya’ya sadece 4 ışık yılı uzaklıkta. Güneş sistemine en yakın yıldız olan Proxima Centauri’nin yörüngesinde bulunan yeni gezegenin Dünya boyutlarında olduğu açıklandı.
Haberin Devamı
Üç ebeveynli bebek
/

New York’taki New Hope Fertility Center’da (Yeni Umut Doğurganlık Merkezi) çalışan doktor John Zhang ve ekibi üç ebeveyn adında bir teknik geliştirerek ölümle sonuçlanan Leigh Sendromu gibi hastalıkların kalıtımının önüne geçti. Bu teknik, anneden ve bir donörden yumurta alındıktan sonra annenin yumurtasındaki çekirdeği çıkarıp donörden alınan yumurtanın çekirdeğini onun yerine yerleştirmek üzerine kurulu. Bunun gerçekleştirilmesi sonucu ise, ortaya annenin nükleik DNA’sını, donörün ise mitokondriyal DNA’sını içeren bir yumurta hücresi çıkıyor. 6 Nisan 2016’da bir çift, bu teknikle bir çocuk sahibi oldu ve çocuğun hiçbir kalıtsal hastalığı bulunmuyor.
Einstein haklı çıktı
/

ilim insanları, yerçekimini ve evreni anlama yolunda muazzam bir keşif yaptıklarını açıkladı.Albert Einstein’ın kuramlarından 100 yıl sonra, onun tüm evrene yayıldığını söylediği yerçekimi dalgalarını nihayet gözlemlediler. Yerçekimi dalgalarını “görebilmenin” Büyük Patlama’dan başlayarak uzayın pek çok sırrını çözmekte faydalı olacağı ifade ediliyor.
Haberin Devamı
Haberin Devamı
Redback örümceğinin talihsizliği sona erdi
/

Karadul cinsinden erkek Redback örümceğinin kaderi cinsel birleşme sonrası dişi tarafından afiyetle yenilmekti. Redback erkeklerinin bu durumdan kurtulmak için bir taktik geliştirdikleri ve henüz olgunlaşmamış dişilerle birleşme yaşamaya başladıkları keşfedildi. Böylece erginleşmemiş dişi erkek örümceği yiyemiyor.
Kehribar taşında keşfedildi
/

Çinli bilim insanı Şing Lida, pazardan aldığı kehribar taşının içindeki cisimleri inceledi. Sonucunda bunun bir dinazor tüyü olduğunu keşfetti.
Haberin Devamı
Haberin Devamı
49 bin yıl
/

Güney Avustralya'da bulunan Flinders Ranges kayalıklarındaki mağarada bulunan 200 kemik parçası ve insan eliyle yapılmış 4 bin 300 cismi inceleyen bilim adamları, buluntuların yaklaşık 49 bin yıl öncesine ait olduğunu belirledi.
Dünyanın en eski fosili
/

Danimarka’ya bağlı Grönland bölgesinde, Isua Kayalıkları’nda bulunan stromatolitler yapısındaki bu fosilin, 3.7 milyar yıl öncesinde canlı olan mikrobiyal yaygılara ait olduğu düşünülüyor.Stromatolitler, mavi-yeşil algler gibi mikroorganizmaların biyofilmlerindeki tortu tanelerinin bir araya gelip yapışması ve donmasıyla meydana geliyor.
Haberin Devamı
Haberin Devamı
Dokuzuncu gezegen
/

Bazı bilim adamları Güneş sisteminde 9. bir gezegenin varlığından söz etmeye başladı. Ancak henüz somut bir tespit yok. Bilim adamları Dünya'nın neredeyse 10 katı boyuta sahip bir şekilde Plüton'un çok daha ilerisinde, Kuiper Kuşağı'nın da ötesinde, Dünya'ya 32 milyar km ile 160 milyar km arasında bir mesafede durduğunu düşünmekteler.
Kanseri yenmek
/

CRISPR, moleküler biyologların genlere müdahalede kullandıkları en popüler yöntem olarak tanınıyor. Çin, son dönemde bu yöntemi insan embriyolarında ve maymunlarda test ederek başarılı sonuçlar elde etti. Biyoteknoloji alanında atılım yapan Çin'in gündeminde bu tekniği doğrudan insanlara uygulamak yer alıyor.ABD'de ise Western Üniversitesi'nde görevli bir grup bilim insanı ise CRISPR'ı daha da verimli hale getirecek yeni bir versiyon geliştirdiler. Halihazırda kullanılmakta olan CRISPR, DNA segmentlerini kesmek için Cas9 adlı bir enzim kullanıyor. Western Üniversitesi araştırmacıları ise Cas9 enzimi yerine TevCas9 enzimini kullanarak CRISPR'ın yeni bir versiyonunu geliştirdiler. Bu yenil nesil CRISPR, çok daha verimli ve kesin sonuçlar veriyor.CRISPR'ın en önemli sorunun kesilen DNA'nın daha sonra DNA'nın kendisini onarması ile eski haline dönmesi olduğunu ve geliştirdikleri yeni nesil CRISPR ile bu sorunun ortadan kalkacağını belirtti.
Haberin Devamı
Haberin Devamı
Periyodik tabloya 4 yeni element eklendi
/

Kimyasal elementleri sınıflandıran periyodik tabloya dört yeni element eklendi.Merkezi ABD'de bulunan kimyasal sınıflandırma, terminoloji ve ölçümlerden sorumlu küresel örgüt, Uluslararası Saf ve Uygulamalı Kimya Derneği 113, 115, 117 ve 118 şeklinde belirlenen dört yeni elementi 30 Aralık'ta tescil etti.Uluslararası Kimya Derneği'nin İnorganik Kimya Bölümü Başkanı Profesör Jan Reedjik "Şimdi element isimlerinin ve sembollerinin resmileşme süreci başladı. Bu elementler geçici olarak ununtrium (Uut ya da element 113), ununpentium (Uup, element 115), ununseptium (Uus 117) ve ununoctium (Uuo, element 118) olarak adlandırılıyor." dedi.
Dünyanın en büyük teleskopu Çin'de
/

“Cennetin Gözü” olarak anılan Beş Yüz Metre Açıklıklı Küresel Teleskop (FAST) Samanyolu ve uzak gökadalardaki hidrojen gazı emisyonunu tespit edecek ve dünya dışı varlıklardan gelen sinyalleri kontrol edecek.
Haberin Devamı
Haberin Devamı
400 yıl yaşayabiliyor
/

Yaklaşık 400 yıl yaşayabilen, gizemli ve yavaş hareket eden bir derin deniz köpekbalığı türü keşfedildi.Son süreçte ise University Of Copenhagen araştırmacıları, gelmiş geçmiş en uzun süre yaşayan omurgalı canlının tespitinde bulundular. Danimarkalı bilim insanları Grönland dolaylarındaki bir köpek balığının yaklaşık 400 yıldır yaşamını sürdürdüğüne yönelik bulgulara rastladıklarını belirttiler.
Karbondioksit oranı geri dönülmez yola girdi
/

Eylül ayı yapılan ölçümlere göre atmosferdeki karbondioksit oranının en düşük olduğu ay olarak tespit edilse de, bu ay itibariyle Dünya atmosferindeki CO2 düzeyi sembolik 400 ppm eşiğini geçmiş olarak görünüyor.İklim bilimcilerin konuyla ilgili yaptığı açıklamaya göre gezegenimizin atmosferindeki CO2 oranının uzun yıllar boyunca bu düzeyin altına düşmesi mümkün görünmüyor. Yapılan ölçümlerden bildiğimiz kadarıyla CO2 düzeyi sanayi devriminden beri düzenli olarak artsa da, yerküre bundan ancak üç ile beş milyon yıl öncesinde bu denli yüksek bir karbondioksit oranına sahip olmuştu.
Haberin Devamı
Haberin Devamı